5 Mayıs 2018 Cumartesi

Kurşuna Gerek Yok, Sözlerin Var Ya.


22 Şubat 1995. Soğuk bir kış günü.
Yatılı okuldayız. #Fenerbahçe – #Galatasaray maçı var. #Türkiye Kupası yarı final maçı. Yanılmıyorsam #Cine5’te yayınlanıyor #maç. Yurtta izleme şansımız yok o yüzden. İzleyebileceğimiz en yakın mekân 15 km uzaklıkta. Ulaşım, yemek, maç parası vs. derken hatırı sayılır bir bütçe gerekiyor maçı izlemeye gitmek için.  Etüdü, yat yoklamasını kırmanın akabinde yaşanacaklara hiç girmiyorum. O zamanlar “öğretmen çocuğumun psikolojisini bozdu” demeyi bilmiyor ebeveynler. Aksine “eline sağlık hocam, az bile etmişsin” diyorlar.
#İbo hastası bir arkadaşım var. İkimiz de Fenerbahçeliyiz. Her zaman cesur, riski göze alan, kavgada rakibin olmasını hiç istemeyeceğin bir arkadaş. Yüzde yüz doğal, katkısız #İbo hayranı. Vukuatlı nüfus kayıt örneği çıkarttırsa, anne – baba – kardeş - İbo diye giden bir silsile görülecek kâğıt üstünde, o derece.
Neyse, uzatmayayım. Planlar yapıldı. Paralar ortaya kondu. Bütçede eksik var. Gönül yola girmiş, beden vaz geçmeyi kabul etmiyor. Ne yapalım, ne edelim derken aklına geldi arkadaşın. Bilmem kim, geçenlerde ondan bir İbo kasetini talep etmiş parasıyla. Bizimki satmamış kaseti tabi. İbo kaseti satılır mı? Züccaciyecinin, hırdavatçının “takımı bozamıyoruz abi” ilkesi, arkadaşın İbo kaseti koleksiyonunu bozmama prensibi yanında solda sıfır kalır.  Bu ahval ve şerait içinde dedi ki “gideyim çocuğu bulayım. Hala almak istiyorsa satayım kaseti. O an içimde bir fırtına koptu ama (yalan olmasın), bir şey deme cesareti bulamadım kendimde. Ne “yapma, gerek yok” dedim. Ne de duygulandığımı belirttim.
Gittik şehre, maçı izledik, okula döndük… Bizim adımız müdür yardımcısının odasına çağrılacaklar listesine yazdırılırken, Galatasaray penaltılarla finale adını yazdırdı.
22 Şubat 1995. Soğuk bir kış günü.

Bir İbo kasetinin vesile olduğu, ne zaman hatırlasam içimi ısıtan bu anıyı biriktirirken biz, meğer İmparator İbo arkadaşım gibi binlercesinin sevgisine, saygısına ve dahi maddi katkısına rağmen ne içini ısıtabiliyormuş, ne de villasını …  

5 Mart 2018 Pazartesi

Solo Türk'ün Düşündürdükleri


Bugün ilk kez dünyaca ünlü F-16 gösteri ekibi Solo Türk'ü izledim. Gururla, heyecanla. Yanımdaki abi benim kadar sıkmamış olsa gerek kendini, dayanamadı, ağladı. Herkeste büyük bir heyecan ve mutluluk vardı. Eminim onlarca çocuk, o an o pilotun yerinde olmak istedi. Pek çoğu gelecek hedeflerini, hayallerini o an orada, başları gururla semayı izlerken değiştirdi. 

Kısaca Solo Türk bana şunu hissettirdi: Bir Türk dünyaya bedeldir. Buna yürekten inanıyorum. Bizim problemimiz 'bir'den sonra başlıyor. Kitlesel başarıları getirecek işlere imza atmakta zorlanıyoruz. Sabırlı olamıyoruz ve çalışkanlıktan da giderek uzaklaşıyoruz.

Dünyanın en iyi pilotunu yetiştirme iddiasıyla yola çıkarsak, kesinlikle başarırız. Hatta başarmışız belli ki. Bir kaç kez rastladım. Gösteride yaptığı bir hareketi, yalnızca SoloTürk yapabiliyormuş. Helal olsun.. 

Bir gün, bugünün Messi'si, Ronaldo'su ayarında bir Türk topçu tüm dünyadan futbolseverlerin beğenisini kazanabilir. Çok zor değil.

Nobel ödüllü Türk bilim insanımız var. Aziz Sancar. Bir öğretmen olarak hayranlıkla takip ediyorum. Ne güzel insan. Memleket sevdalısı. Tüm açıklamalarında geriden gelenlere ilham veren cümleler kuruyor. Çalışkan olmayı öğütlüyor. Zekaya değil, çalışkan olmaya inanıyorum, diyor.

Buluşlarıyla, çalışmalarıyla, eserleriyle, kurdukları şirketlerle göğsümüzü kabartan bir çok Türk bilim insanı, doktor, iş insanı, sanatçı, sporcu var. Maalesef ki pek çoğu yurt dışında.

Bu örneklerin sonu gelmeyecek, buna yürekten inanıyorum. Her devirde, çeşitli alanlarda, başarılarıyla göğsümüzü kabartacak Türkler var olacak. Ancak bir ekolün, bir sistemin doğal sonucu olarak mı, pek emin olamıyorum. Zira bu dediğim çok daha çalışkan olmayı, birlikte çalışmayı becerebilmeyi, orta ve uzun vadeli planları hayata geçirmeyi ve bu esnadsa sabırlı olmayı gerektiriyor. Bunun için de "eğitim" ilerlemenin lokomotifi olarak görülmeli, gündelik siyasete alet edilmemeli ve sistemler/politikalar radikal değişikliklere maruz kalmayıp, yumuşak geçişlerle değiştirilmelidir.

Bu zor coğrafyada hayatta kalmayı başardık ama en ileride olmayı ancak böyle başarabiliriz.

25 Haziran 2017 Pazar

Yaz Tatilinde İngilizceni geliştirmek İçin Öneriler

Yaz tatilinde İngilizce becerilerinizi geliştirmek için mutlaka çaba göstermelisiniz. Belki bir öğretmen rehberliği altında olmayacaksınız ama mutlaka kendi öğrenme stratejinize uygun bir şeyler yapmalısınız. Aksi taktirde yıl boyu öğrendiklerinizde ciddi kayıplar olacaktır.

Size tavsiyem, grafiktekine benzer etkinliklerle bilginizi koruyabilir, hatta geliştirebilirsiniz.


25 Ocak 2017 Çarşamba

Zıt Anlamını Da İçinde Barındıran Sözcükler: "Contronyms"

İçerisinde birbiriyle zıt iki anlamı da barındran kelimelere "contronym" ya da "auto-antonym" deniliyor. Bölmek ve yapıştırmak anlamları bulunan "cleave" fiili bu kavramın en bilindik örneklerinden. "Kırpmak" anlamı da "tutturmak, bir araya getirmek" (klipsle/ataşla) anlamı da bulunan "clip" fiiili de bir auto-antonym örneği.