22 Mayıs 2013 Çarşamba

Konuşan Kitap Şenliği

Devlet adamlarının eşlerii çeşitli sosyal sorumluluk projesini himayesi altında yürütüyor, bazı konularda toplumda farkındalık yaratmaya gayret ediyor. Hatta kocalar eşler kadar "sosyal sorumlu" olsa dünyamız daha güzel olurdu. Bir noktada savaşları kocalar çıkarıyor, yaraları first ladyler sarıyor diyebiliriz. Çocukları aç, kadınları dul bırakan kocalar oluyor ama okuma yazmayı öğreten projeleri eşler yürütüyor.Hal böyle olunca eşlerin devlet adamlarından daha hayırlı işler yaptığı ortada.

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün eşi Hayrünnisa Gül de an itibariyle bir kaç projeyi himayesi altına almış, misafirliğe gelen devlet adamı eşleriyle vakit geçirmenin ötesinde de işler yapıyor. Asıl değineceklerim tam da bu noktada başlıyor. Hayrünnisa Gül, 21 Mayıs 2013'te Konuşan Kitap Şenliğinin 6. durağı olan Erzurum'a geldi. Ben de öğretmen arkadaşlarım ve öğrencilerimle "görevli" ve "zorunlu" olarak programa katıldım. Programın en olumsuz yanı 5 saat sürmesi ve üst düzey protokol kurallarının uygulanıyor olması oldu. Devletin bir numaralı adamının eşi söz konusu olunca üst düzey güvenlik önlemleriyle karşı karşıya kaldık, e birazcık da tedirgin olduk. Vaktimizin çoğunu first ladylerle geçirmiyoruz ne de olsa.



Harcanan zaman, emek ve maddi olanakları hesaba katınca bu projenin ekonomik olmadığı kanaatinde olduğumu söylemeliyim. Zira konuşmaların ötesinde bir eylem görmedim projenin amacını gerçekleştirmeye yönelik. Hanımefendi ve programa davet edilen ünlüler gerek kitaplarla gerekse eğitim hayatlarıyla ilgili anılarını ve düşüncelerini paylaştılar. Biraz müzik dinledik ve şenlik sona erdi. Her fırsatta dile getirilen projenin "toplumda okuma bilincini geliştirme ve çocuklarımıza okuma alışkanlığı kazandırma amacı" nutukla, öğüt vermekle gerçekleştirilecek bir şey değil. "Bir kitap okudum ve hayatım değişti" minvalinden cümleler sarfedilmesine rağmen ne hayat değiştirecek kitaplar hedef gösterild, ne ücretsiz kitap dağıtıldı ne de bir kütüphane kurulmasına ön ayak olundu. Ben tembel birisiysem, maddi gelirimin yetersizliğini kitap okuma alışkanlığımın olmayışına mazeret olarak sunuyorsam veya kitap okuma alışkanlığının öneminin kavrayamamış bir çocuk veya ergensem "oku baban gibi, eşek olma" denilmesiyle kitap okumaya başlar mıyım, emin değilim.Kitap okuma alışkanlığı kazandırılması kolay olmayan bir alışkanlık. Hele ki nasihat ederek veya nutuk çekerek bu alışkanlığı kazandırmaya çalışmak ne derece etkili olur, tartışılır.

Bugün bir öğrencim sordu, cumhurbaşkanı kadın olsaydı eşine ne diyecektik diye, cevap veremedim.

Yorum Gönder