21 Ekim 2014 Salı

İngilizce Öğretmeni'nin Ortaöğretim Kurumları İngilizce Dersi Öğretim Programıyla İmtihanı



2011 yılından itibaren yürürlükte olan Ortaöğretim Kurumları İngilizce Dersi Öğretim Programını daha önceki programlardan ayıran en temel özelliğinin programının felsefesinin güncel İngilizce Öğretimi yaklaşımlarına eskilere oranla daha çok dayandığı kanaatindeyim. Öyle ki, programla birlikte ilk kez Diller İçin Avrupa Ortak Başvuru Metni’nde belirtilen A1, A2, B1, B2 ve C1 seviyeleriyle resmen tanışmış olduk. Lakin uygulama aşamasına gelindiğinde işlerin biraz karmaşık bir hal aldığı gerçeğiyle yüzleştik. Program biz İngilizce Öğretmenleri zümresinden tıpkı bir dil kursu işletiyormuşçasına hareket etmemizi istiyordu. Ortaöğretim hayatına yeni başlayan 9.sınıf seviyesindeki öğrencilere seviye tespit sınavı yapılması ve farklı dil seviyelerine göre sınıflar oluşturulması buna en somut örnek. Neyse ki, “okulun fiziki şartlarını ve imkânlarını göz önünde bulundurmak” gibi bize sığınacak bir liman düşündüklerinden, işlerin arapsaçına dönmesinden kurtarıldık.

Bu satırları yazmamdaki asıl sebebe geleyim: 3 yıldır yürürlükte olan Ortaöğretim Kurumları İngilizce Dersi Öğretim Programını henüz tam olarak idrak etmiş bulunduğumu düşünüyorum. (Eş, dost ve zümre arkadaşlarıma duyurulur). Hala daha kendimden emin konuşamamın haklı gerekçeleri var elbet. 3 farklı okul türüne, 5 farklı (ana) dil seviyesine, 3 farklı başlangıç türüne (A1,A2 ve B1) göre hazırlanmış kazanım tabloları içeren 557 (beş yüz elli) sayfalık öğretim programı olursa, bu kazanım tablolarının bir sayfasında alt dil seviyelerine göre kazanımlar, diğer sayfasında bu kazanımların açıklamaları olursa programı idrak etmek elbette kısa sürmez. Ama asıl bu kadar uzun sürmesinin sebebi, A2 seviyesinden başlayan hazırlık sınıflarının mezun olduklarında B.2.1 seviyesine ulaşmaları (elbette kağıt üzerinde) ve B seviyesinde bir kitapla henüz tanışmamamızdır. Bu vesileyle şunu da idrak etmiş oldum: Nevi şahsına münhasır bir bakanlıkta beklenilenden daha üst düzey uzmanlık gerektiren bir iş yapıyor(muş)uz.

Dikkat! Yazımın bundan sonraki kısmı “buradan yetkililere sesleniyorum” modunda devam edecektir:

Sayın MEB, 3 yıldır idrak etmeye çalıştığımız 557 sayfalık öğretim programının yerine yeni bir öğretim programı hazırlıyorsunuz. Zira taslak programı görme ve görüş bildirme fırsatımız oldu. Bir iki kelam da buradan etmek isterim.


1. Lütfen seviye sınıfları oluşturmak gibi devlet okullarının gerçekleriyle bağdaşmayan bir uygulamayı kaldırarak akıllıca bir iş yaptığınız gibi, Sosyal Bilimler Liseleri gibi hazırlık sınıfı olan okul türlerinin tüm sınıflarına göre kazanımlar içeren bir bölüm ayırınız. (Görüşlerimde bundan bahsetmiştim).

2. Lütfen kalıcı bir müfredat olsun. (en azından Alex Ferguson’un Manchester United’ın başında olduğu sürenin yarısı kadar hayatımızda kalsın). Dil öğretimi yaklaşımları öyle 3-4 senede değişmediği gibi, öğretim programının da 3-5 senede bir değişmesine gerek olmadığı kanaatindeyim.

3. Yeni öğretim programını daha anlamlı kılacak, “ilk, orta ve yüksek öğrenim hayatı boyunca İngilizce dersi görülüyor ama buna rağmen kimse konuşamıyor” minvalindeki haklı eleştirileri bertaraf edecek bir anlayışın hakim olduğu “Ulusal Yabancı Dil Öğretimi Seferberliği” başlatalım. İddia ediyorum (Genel kurulda konuşan grup başkan vekili modu): Ne büyük bütçelere, ne yurt dışı desteğine ne de çok sayıda hizmet alımına ihtiyacımız var. Bizzat zaman, ama ille de sahada çalışan öğretmenlerce desteklenmiş iyi bir akademik kadroya ihtiyacımız var. 

4. Öğretim programı, bir dersin anayasasıysa, öğretmenine yol gösterici olmalı, işin felsefesini iyi anlatmalı.

5. Selam eder, ellerinizden öperim.

Özgür ERGİN / 14 yıllık İngilizce Öğretmeni