21 Haziran 2013 Cuma

Aramıza Hoşgeldin Sosyal Medya. Sıra Medya Okuryazarlığında.

İnternet erişimi olan herkesi kendi medyasının patronu yapan "sosyal medya", internetin mobil iletişim araçlarında kullanılmasıyla birlikte geleneksel medyaya alternatif olmaya başladı. Başını facebook ve twitter'ın çektiği sosyal medya araçları, "Arap Baharı" denilen toplum hareketinin kilit unsurlarından biriydi. Geçtiğimiz günlerde memleketin bir çok yerleşim yerinde cereyan eden Gezi Parkı eylemleri esnasında biz de sosyal medyanın gücüyle bizzat tanışmış olduk. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, sosyal medyayı aktif olarak kullanan bir devlet adamı olmasına rağmen "twitter denilen bela" sözleriyle sosyal medyaya ilk yumruğu vuran oldu.


Deprem olduktan sonra depremle ilgili önlemlerin alındığı yurdum topraklarında, sosyal medyayla da yaşamaya alışmaktan başka çaremiz var mı? Temel politikalarını "özgürlük" üzerine kuranların sosyal medyayı yasaklamasını aklıma getirmek istemiyorum ama bir "balans ayarı" yapmaya çalışacaklarından endişe etmiyor değilim. Oysa bir çok ülkede yılalrdır kullanılan bir yöntemi var bu işin: Medya Okuryazarlığı. Ecnebinin media literacy dediği bu kavram, yetişmekte olan bireyler, medyanın kodlarını doğru çözebilsinler diye yıllardır okullarda zorunlu ders olarak okutuluyor. Bizde ise MEB ve RTÜK, yıllar önce bir protokol yapıp, medya okuryazarlığının faydalarına inananları heveslendirdiler ama hevesimiz kursağımızda kaldı. İlköğretim 7.sınıfta medya okuryazarlığının seçmeli ders olarak okutulmasından öteye gitmedi bu proje.

Eğitim donanımlarına ekmek, su gibi ihtiyaç var şüphesiz ki. Medya Okuryazarlığının terimsel anlamını dahi bir çoğumuzun bilmediği eğitim ortamında, akıllı tahtalı, tabletli sınıflardan önce bu kanallardan gelecek bilginin kodlarını çözme yetisinin verilmesi gerekmiyor mu?

Bu ve buna benzer soruların cevabını az önce bahsettiğim projenin mimarlarından biri olan RTÜK'e ait şu adreste bulabilrisiniz. 

Not: Medya Okuryazarlığı dersi ABD'de 1932'den beri okutuluyor.